top of page
8273703a-84f2-4b4d-96a6-d5836616a44b.jpg
ABOUT

Hakkımda

Merhaba, ben Melis Sezer.

Psikolojiye olan ilgim, insanların duygularını, davranışlarını ve ilişkiler içinde nasıl şekillendiklerini anlama isteğimle başladı. Bu ilgi doğrultusunda Koç Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimimi tamamladım. Lisans sürecimde insan davranışının temel dinamikleri, gelişimsel süreçler ve bilimsel araştırma yöntemleri üzerine eğitim aldım.
 

Lisans eğitimimin ardından, mesleki yolumu nasıl şekillendirmek istediğimi anlamaya çalıştığım ve farklı alanları keşfetmeye ihtiyaç duyduğum bir dönem geçirdim. İnsanı yalnızca bireysel özellikleriyle değil, içinde bulunduğu yapılar ve sistemlerle birlikte anlamaya yönelik ilgim bu süreçte devam etti. Bu merakla Özyeğin Üniversitesi’nde İşletme Yönetimi yüksek lisansını tamamladım.
 

MBA eğitimi, kurumsal yapıların ve farklı sistemlerin nasıl işlediğini görmemi sağlarken birey ile çevresi arasındaki etkileşime daha geniş bir çerçeveden bakmama da katkıda bulundu. Aynı zamanda bu süreç, farklı bir yolu deneyimleyerek kendi mesleki yönümü daha net görmemi ve yeniden psikoloji alanına dönerek terapist olma yolunda ilerlemeye karar vermemi sağladı.
 

Klinik alandaki eğitimime İstanbul Bilgi Üniversitesi Klinik Psikoloji Yüksek Lisans Programı’nın Çift ve Aile Terapisi alt dalında devam ettim. Bu süreçte bireysel, çift ve aile çalışmaları yürüttüm; danışanların yaşadıkları güçlükleri ilişkisel ve sistemik bir çerçevede ele alma konusunda deneyim kazandım. Klinik çalışmalarımı düzenli süpervizyon desteğiyle geliştirdim ve şu anda aktif olarak danışan görüyorum.
 

Akademik ve Uygulama Deneyimlerim

Mesleki gelişimim boyunca farklı yaş dönemlerine ve ilişki biçimlerine odaklanan çeşitli proje ve çalışmalarda yer aldım. Hamburg Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen BebeGöz Projesi’nde bebeklerin bilişsel süreçlerini inceleyen çalışmalara katıldım. Teenage View on Psychology projesinde ise ergenlerin sosyal ilişkileri ve kimlik gelişimleri üzerine çalışma fırsatı buldum. İstanbul Bilgi Üniversitesi bünyesinde yürütülen Çocuk Anne Baba Gelişim Atölyesi kapsamında ebeveyn–çocuk ilişkisini desteklemeye yönelik grup çalışmalarında aktif rol aldım.
 

Yüksek lisans tez çalışmamda ikinci evliliklerdeki ilişki dinamiklerine odaklandım. Ebeveynlik stresinin evlilik kalitesiyle olan ilişkisini ve eşlerin zorlayıcı yaşantılar karşısında birlikte başa çıkma biçimlerinin bu süreçteki yerini inceledim. Bu çalışma, çiftlerin yaşadığı güçlükleri yalnızca bireysel değil, ilişkinin bütünü içinde değerlendirme biçimimi de geliştirdi.
 

Çocuklarla, yetişkinlerle ve çiftlerle çalışmak; bireysel yaşantıların, gelişimsel ihtiyaçların ve ilişkisel dinamiklerin birbirinden bağımsız olmadığını daha yakından görmemi sağladı. Her danışanın ihtiyacının ve yaşam öyküsünün farklı olması nedeniyle terapi sürecinde tek bir doğru yol olduğuna inanmıyorum. Çalışmalarımı, danışanın ihtiyaçlarını ve içinde bulunduğu koşulları dikkate alarak esnek bir şekilde yapılandırmaya önem veriyorum.
 

Klinik Yaklaşımım ve Çalışma Alanlarım

Çalışmalarımda sistemik bir yaklaşımı benimsiyorum. Bu yaklaşım doğrultusunda kişiyi yalnızca kendi iç dünyası üzerinden değil; geçmiş deneyimleri, yakın ilişkileri, aile sistemi ve içinde bulunduğu yaşam koşullarıyla birlikte anlamaya çalışıyorum.
 

Bireysel terapilerde danışanın duygu, düşünce ve davranış örüntülerini birlikte anlamlandırmayı hedefliyorum. Bugün yaşanan zorlanmaların geçmiş deneyimlerle ve mevcut ilişkilerle nasıl bağlantılı olabileceğini keşfederken danışanın kendi duygularını daha iyi tanıyabilmesini, ihtiyaçlarını fark edebilmesini ve bunları daha açık şekilde ifade edebilmesini desteklemeye çalışıyorum.
 

Terapi sürecinde danışanın kendisini rahatça ifade edebildiği, anlaşılmış ve güvende hissettiği yargısız bir alan oluşturmayı önemsiyorum. Bu alanın, kişinin hem zorlandığı yönlerine yaklaşabilmesi hem de kendi kaynaklarını ve güçlü taraflarını yeniden fark edebilmesi için önemli olduğuna inanıyorum.
 

Çift ve aile terapilerinde ise ilişkide tekrar eden iletişim ve etkileşim döngülerine, bağlanma ihtiyaçlarına ve tarafların birbirlerine nasıl yaklaştıklarına odaklanıyorum. Çalışmalarımda sistemik yaklaşımın yanı sıra PACT (Çift Terapisine Psikobiyolojik Yaklaşım) ve Duygusal Odaklı Çift Terapisi yöntemlerinden yararlanıyorum.
 

Amacım, çiftlerden birini haklı ya da haksız bulmak değil; ilişkinin içinde oluşan döngüyü birlikte görünür hale getirmek ve tarafların birbirlerini daha açık şekilde duyabilecekleri, anlayabilecekleri ve daha güvenli bir ilişki kurabilecekleri yeni yollar geliştirmelerine destek olmak.
 

Terapiyi, kişinin kendisini daha yakından tanıyabildiği, yaşadığı güçlükleri farklı açılardan değerlendirebildiği ve ilişkilerinde daha işlevsel yollar geliştirebildiği ortak bir çalışma süreci olarak görüyorum.

Terapi Sürecinde Beni Neler Bekliyor?

Terapi, kutu içinde sunulan bir paket program ya da önceden çizilmiş bir rota değildir. Aksine; sizin hayatınızın gerçekliğiyle, benim klinik bakış açımın bir araya geldiği, bazen öngörülemez ama her zaman size özel bir süreçtir.

Biliyorum ki sizin süreciniz, bir başkasınınkine benzemeyecek. Ben burada sadece bir uzman olarak değil; akademik birikimimi sizin hikayenizle harmanlayan, bu süreçte merakla yanınızda duran biriyim. 
Bu sürece dair bazı ipuçlarını şu şekilde sıralayabiliriz: 

1. Tanışmak ve Süreci Birlikte Kurmak

İlk görüşmeler, yalnızca sizin anlattığınız ve benim dinlediğim bir başlangıçtan ibaret değildir. Bu görüşmelerde hem sizi terapiye getiren konuları anlamaya hem de birlikte nasıl çalışacağımızı keşfetmeye başlarız.
 

Kendinizi rahatça ifade edebildiğiniz, anlaşılmadığınızı ya da yargılandığınızı hissetmeden konuşabildiğiniz bir alan oluşturmak sürecin önemli bir parçasıdır. Terapi ilişkisi zaman içinde gelişir; güven, açıklık ve karşılıklı anlayış da bu sürecin içinde birlikte kurulur.
 

2. Yaşananlara Daha Geniş Bir Çerçeveden Bakmak

Çalışmalarımda yaşadığınız güçlükleri yalnızca size ait bireysel sorunlar olarak değerlendirmem. Aile ilişkileriniz, geçmiş yaşantılarınız, yakın ilişkileriniz ve hayatınızda üstlendiğiniz roller de yaşadıklarınızı anlamamızda önemli bir yere sahiptir.
 

Bazen bugün tekrar eden bir davranış ya da ilişki biçimi, geçmişte geliştirilmiş bir başa çıkma yoluyla bağlantılı olabilir. Bu bağlantıları birlikte fark etmek, kişinin kendisini suçlamak yerine yaşadıklarını daha anlaşılır ve şefkatli bir yerden değerlendirebilmesine yardımcı olabilir.
 

3. Terapi İlişkisini de Anlamak

Terapi sırasında yalnızca dışarıdaki ilişkilerinizi konuşmayız. Seans içinde nasıl iletişim kurduğumuz, hangi konularda geri çekildiğiniz, nerelerde kendinizi daha rahat ifade ettiğiniz ya da anlaşılmadığınızı hissettiğiniz de sürecin önemli bir parçası olabilir.
 

Terapi ilişkisinde ortaya çıkan bu deneyimler, hayatınızdaki diğer ilişkileri anlamamız için bize yeni bir alan açabilir. Burada fark edilen ve üzerinde çalışılan bazı örüntüler, terapi odasının dışındaki ilişkilerinizde de farklı yollar deneyebilmenizi destekleyebilir.
 

4. Sürecin Kendi Ritmine Alan Açmak

Terapi her seansta belirgin bir ilerleme yaşanan doğrusal bir süreç değildir. Bazı görüşmeler yoğun farkındalıklar getirirken, bazı görüşmelerde durmak, yaşananları anlamlandırmak ya da yalnızca zorlayıcı bir duygunun yanında kalmak gerekebilir.
 

Bu nedenle süreci katı bir plana bağlı yürütmek yerine, ihtiyaçlarınıza ve hayatınızda o dönem öne çıkan konulara göre şekillendirmeyi önemsiyorum. Terapinin ritmi kişiden kişiye değişir ve bazen değişim, hemen fark edilmeyen küçük adımlarla ilerler.

İletişim

CONTACT

TELEFON

+90 532 699 64 96

E-MAIL

bottom of page